HADORMEN & HADORWOMEN YÖNETİMİ...


(X & Y Kuşağı Çatışmaları İçin... Tamamen  Bilgisel!..) 


Haydaaa!.. “Bunlar da nerden çıktı?” Diyorsunuz değil mi? 

Hemen söyleyeyim!..


Bugünlerde iş dünyamızda veya sosyal çevremizde çok önemli yerlerde bulunan üst ve en üst düzey yönetici kadrolarımızın (X Kuşağı Yöneticilerimizin), çocukluk yıllarından çok iyi hatırlayacağı 1983 ve 1985 yılları arasında çekilen “Kainatın Hakimleri - Gölgeler Şatosu - Gizli Güçler” adlı çizgi filmlerin ana karakteri, He-Man’in; “Gölgelerin Gücü Adına... Güç Ben de Artık!..” şeklindeki repliğinden...


Bununla birlikte; Kadın - Erkek eşitliğine duyduğumuz saygı ve özellikle iş dünyasında (Sosyal amaçlı Dernek ve Vakıflar da dahil) yer alan bir çok hanım yöneticilerimizden, en üst düzey görev yapanların sayılarının sürekli olarak artmasından duyduğumuz memnuniyet, tabiî ki çok sevindirici, ancak bu yazımızın konusu değil...

Eğer bulunduğunuz kurumda en üst düzey görevde değilseniz (Patron... Yönetim Kurulu Başkanı... CEO... Genel Müdür... Başkan... vs), etrafınıza şöyle bir baktığınızda, kimleri kastettiğimi hemen anlayacaksınız. Bu yazıdaki amacım da, kesinlikle onlara bir ders vermek filan değil. Onların zaten ders’e falan da ihtiyaçları yok!.. (Onlar; her şeyi bilir, her şeyi görür, her şeyi duyar, her şeyi düşünür, her şeyi söyler ve her zaman haklıdırlar...)
Bu yazıdaki amacım; yarın “Sizler (Yani Y Kuşağı Yöneticilerimiz)” o konum ve statülere ulaştığınızda, yine onlar gibi olacaksınız... Ama, onlar gibi olmamanızı dileyerek... hiç değilse bir zamanlar bu konuda “Şöyle... Şöyle... bir yazı okumuştum” diye düşünüp, bu günleri hatırlamanız ve çevrenizdekilerle empati kurmanız. 
(Genellikle iş dünyasında x ve y kuşağı çatışmalarına neden olduğu belirtilen kurumsallaşma aşamalarında yer alan “Aile Şirketlerinde Kurumlaşma” + “Aşk Yönetimi” + “Aile Anayasası” gibi konularda, muazzam bir mücadele verdiğinizi biliyorum ve mücadelenizden hiç vazgeçmemenizi diliyorum. “Aile Şirketlerinde Kurumlaşma ve Aşk Yönetimi” için bakınız... 

Kelimesi kelimesine tam hatırlamamakla birlikte, hani “liderler” için güzel bir söz vardır... 
“Merdivenleri çıkarken basamaklarda karşılaştığın kişilere dikkat et ve ona göre davran... Çünkü büyük bir ihtimalle, aşağı inerken de aynı kişilerle karşılaşacaksın.” 

En üst düzeyde görev yapmanın ve elimizdeki yaptırımların kuvvetini simgeleyen “Güç”ün, muazzam bir duygu olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. İnsana hiç bitmeyecek bir iktidar hazzı verdiği konusunda da, zaten mutabıkız.  
“Güç Bende” denilen ve buna biraz safça da olsa hakikaten inandığınız an, bittiğiniz an’dır. O kurumdaki “kırılma noktanız”dır. 
İdeal bir liderlik için bu noktada önemli olan, “Güç Ben de” hissine kapıldığınız an “O” hisse “Hadi oradan, çekil git başımdan...” diyebilmektir. Hador... “Hadi Oradan”ın kısaltmasıdır.
Hadorwomen... Bayanlar için!.. Hadormen... Beyler için!.. (Tabiî ki ben uydurdum...)
İşte öyle bir anda, ilk yapılması gereken derin bir nefes almak ve hemen maziyi hatırlamaktır.
Bunun çok kolay bir şey olmadığını biliyorum. Hele bir de etrafınızdaki hedef kitle’nin içinde “Organik Entel”lerin (Tamamen bitkisel değil... “Tamamen Bilgisel” katkılara hiç ihtiyaç duymayan ve de kendilerini bulunmaz Hint kumaşı zanneden “aydın” takımı) sayısı fazlaysa...
Bu yüzden sürekli etrafınızda bulunan ve ağzınızın içine bakan, yüzünüze karşı hiçbir şey söyleyemedikleri için arkanızdan devamlı kuyunuzu kazan, dedikodu üstadı şakşakçılara pek aldırış etmeden, içinde bulunduğunuz ve üst yönetiminden sorumlu olduğumuz kurumunuzun vizyonuna ulaşabilmesi için; özellikle kişilerle ilgili ön yargılarınızı bir kenara bırakarak, olaylara karşı değişik bir bakış açısı ile bakmak ve pozitif bir yaklaşım tarzıyla yaklaşmak ve de... daima yapıcı önerileri dikkate almakta yarar var, diye düşünüyorum. 
Bunun içinde önce aynaya bakmak, daha sonra da; iletişim, katılımcı stratejik planlama, uygulamalı yol haritası, problem çözme teknikleri, motivasyon, yöneticilik ve liderlik becerileri konularına odaklanmanız gerekiyor.
İş dünyamızda ve özel yaşantımızda, olumlu veya olumsuz şekilde en fazla kullandığımız kelimelerden bir tanesi olan “İletişim” en yaygın tabiriyle, “bilgi ve haber alışverişidir”.
Sözlü, yazılı, görsel ve hareketlerle yapılan iletişimde; kişinin konuşma biçimi, seçtiği sözcükler, ses tonu, pozitif yaklaşımı, beden dili, imajı, jest ve mimikleri çok önemlidir.
Olumlu yönde yapılmaya çalışılan iletişim organizasyonlarında, sistemden kaynaklanan hatalar olsa dahi, Kuruma duyulan saygı çerçevesine ve kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak (empati) problemler çözülebilir. 
Ancak olumsuz yönde ve art niyetli yaklaşımlarda “İletişim Kopukluğu... İletişim Eksikliği... İletişim Bozukluğu...” gibi, tehlikeli sular söz konusudur. Aslında “İletişim”in; kopukluğu, eksikliği, bozukluğu diye bir şey yoktur. “İletişim”i; kopartanlar, eksiltenler ve bozanlar vardır:)) Bunlara dikkat etmek gerekir.
Katılımcı stratejik planlama için de, tüm ekibin katkılarıyla misyon ve vizyonun belirlenmesi, değerlerinizin ve ilkelerinizin ortaya konması ve de uzun vadeli amaçlarınızla ilgili dönemsel hedeflerinizin netleşmesini sağladıktan sonra, ekip olarak güçlü ve zayıf yönlerinizi saptayıp bunlarla ilgili fırsatları ve tehditleri tespit ederek (SWOT), karşınıza çıkan yol haritanıza göre uygulama aşamalarına geçmek, ön plana çıkıyor.  
Bu aşamalarda yol alırken mutlaka birçok sorun ve problemle karşılaşıyoruz. Bazen bunların çatışmalara neden olduğunu görüyoruz. Tabii burada kavga... yani kırıcı ve yıkıcı değil, yapıcı çatışmalardan bahsetmek gerekiyor. (Özellikle kurum veya aile içinde “Kavgaları... Yapanlar değil... İsteyenler kazanır!..” A.R.D)
Yapıcı çatışmalar, hem gerekli hem de yeni fikirler açısından çok değerlidir. Grup içi çatışmalar amaçlara uygun olarak yönetilirse doğru kararlar için uyarıcı ve itici bir güç, hatta en önemli motivasyon kaynağınızı oluşturur. 
Çalışma gruplarımızdaki kişilerin davranışlarında ve gösterdikleri performanslarda çok önemli rol oynayan “motivasyon”; insanların belirli bir amacı gerçekleştirmek için, kendi
istekleriyle ve coşkuyla davranma sürecidir. 
Grubunuzun motivasyonunu üst seviyelerde tutmak, insanların kendi içlerinden gelen bir istekle çalışmalarını sağlamak için de; onları yakından takip etmek, sorunlarıyla ilgilenmek, eleştirilerinizi yalnızken yapmak, başarılarını toplum içinde övmek, onlara teşekkür etmek ve başarılarına göre ödüllendirmek, bu konudaki en önemli aksiyonlarınızdır.  
Bu noktada, gerekli kaynakları ve dış destekleri sağladıktan sonra, tamamen size bağlı olarak; bilgi birikimleriniz, deneyimleriniz, sorunlara yaklaşımınız, olaylara bakış açınız ve hedeflere odaklanmanızla doğru orantılı, liderlik ve yönetim becerilerinize gelince...
Bir lider veya bir üst yönetici olarak sizin başarınız, ekibinize bağlıdır. Bulunduğunuz mevki itibarıyla otoritelerle donatılmış olmak kadar, bu otoriteyi kullanabilmek de çok önemlidir. 
Tam olarak otoritenizi kullanmanız da, insanları etkilemeniz ile mümkündür. Başkalarını etkilemek sizin gücünüzü arttıracağı gibi, gücünüz arttıkça diğer insanları da daha kolay etkilediğinizi göreceksiniz. İnsanları etkileyebilmek ve insanların sizden etkilenmesi çok güzel ve kimsenin kolay kolay vazgeçemeyeceği bir duygudur. Bu duygunun oluşturduğu gücün bitmesini hiç istemezsiniz ve zaten genelliklede hiç bitmeyecekmiş gibi algılanır.
İşte bahsettiğim güç, bu güç!.. Bu gücü doğru yorumlamanız ve yönetmeniz!..
Son olarak da, belki “yeri değil” diyeceksiniz ama, ben yine de belirtmeden geçemeyeceğim...
Ekibiniz içinde, her iki taraf için gelecek vadeden duygusal ilişkiler dışında, “güç ben de” diyerek... farkında olmadan kendinizi kaptırdığınızda... vakit çok geç olmadan... ilerideki etkileri ve tepkileri çok önceden kestirilemeyen... özellikle kurum içerisinde sonu olmayan... kısa veya uzun süreli macera şeklindeki partnerlik ilişkilerine de, aman dikkat!.. 
Hadormen !.. Hadorwomen !..

(Evli, bekar veya dul, orta yaşların biraz üzerindeki, karizmatik bir bey veya bayan olarak, dış görünümünüze ve etki alanınızdaki yansımalarınıza ve de daha önceki engin deneyimlerinize dayanarak “Hadi ya... Bana bi’şey olmaz!” dediğinizi duyar gibiyim...) 
Her zaman sorumluluğunu taşıdığınız kurum veya ekibinizde; girişimci ve orijinal fikirleri destekleyen, inovasyona gereken önemi veren, yeniliğe ve değişime inanan, insanların önünü açan, herkesle konumuna göre aynı mesafede kalarak adaletli bir yaklaşım sergileyen, vizyoner liderliğinizle ön plana çıkın!.. Ve daha mutlu bir gelecek için, sevgiyle kalın...


Ali Rıza DEĞER
UN Global Compact
BM Küresel İlişkiler Sözleşmesi ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Uzmanı



Tüm Makalelerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz....





PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.