İŞ DÜNYASINDA ZOR İNSANLAR VE ZOR ŞİRKETLER



Çalışma hayatınızda; arkadaşlarınızla ilgili kişisel bir problem yaşamadan, şirketiniz’den de çalışmalarınızın ve beklentilerinizin karşılığını alabiliyorsanız, çok şanslı'sınız demektir. Sakın ola ki, bir yere kımıldamayın ve de aynı şekilde yaşantınıza devam edin!.. 


Sayıları parmakla gösterilecek kadar az olduğu bilinen bu tür çalışma arkadaşlıkları’nı ve şirketleri bir tarafa bırakıp, yazının başlığındaki konumuza dönersek (Ki başlık, size de ilginç geldiği için bu makale’de birlikte olduğumuzu tahmin ediyorum.), "Zor İnsanlar ve Zor Şirketler" var olduğu sürece, onlara karşı bilgili ve tedbirli olmanın yararları, yadsınamaz...  


Özellikle sizin şirketinizde olmasa bile, iş hayatınızda olumsuz insan tiplemeleri mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Genellikle iletişim kurmakta zorluk çeken ve benzer noktaları - hırs, inat, kompleks ve kapris v.s. yapmak şeklinde olan, ve de "Zor İnsanlar" olarak adlandırılan bu özel arkadaşlarımızla ilgili, niteliklerine göre internette bir araştırma yaptığınızda konunun uzmanı doktor ve psikologlar tarafından saptanan, bu kişilerle ilgili ilginç sıfatların, çok değişik  isimlerle karşımıza çıktığını görmekteyiz. Şimdi isterseniz; aşağıdaki sıfatların tarafımdan uydurulduğunu belirterek, bu tiplemelere biraz daha yakından bakalım.

Egonoman'lar: Genellikle hiç tatmin olmayan ego problemleri sayesinde, toplum içinde narsist olarak da adlandırılan "Egonomani" müptelaları, hemen hemen her ortamda bulunur.

Aslında, tüm insanlar beğenilmek ve takdir edilmek ister. Ancak, Egonoman'lar da bu özellik tavan yapar ve hep orada kalır. Sloganları "Önce can - Sonra canan"dır. Abartılmış bir kibirleri vardır ve dikkat çekmeye bayılırlar. Tehlikelidirler, çünkü empatiden yoksundurlar ve empati yapmayı da hiç akıllarına getirmezler. Cümle'lerinin neredeyse tamamı "Ben" diye başlar. Birlikte çalıştıkları kişileri göstermelik olarak onurlandırmak adına "Biz" diye başladıkları cümleleri bile, "Ben" diyerek bitirirler. Bilgileri olmasa da, her konuda fikirleri olmazsa olmaz. Bulundukları kalabalık ortamlarda sürekli onlar konuşur. Söylediklerini tekrarlamaktan, aynı şeyleri farklı farklı biçimlerde kendilerini de inandırarak, ifade etmekten asla sıkılmazlar.

Denetleme Baronları: Özellikle bu tür kişiler, bir takıntı halinde etraflarını kontrol etmeye ve nasıl olmaları ile neler hissetmeleri gerektiği konusunu, insanlara dikte ettirmeye bayılırlar. Her şey hakkında, kendilerine göre doğru (zaten, aksi mümkün değil...) mutlaka bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların engin düşüncelerine uygun değilse, duygularınızı ve içinde bulunduğunuz durumları geçersiz kılarak sizi kontrol etmeye çalışırlar. Çoğu zaman "Aslında senin neye ihtiyacın var, biliyor musun?" diye cümleye başlarlar. Sonunda; kendinizi, ezilmiş ve değersizleştirilmiş hissedersiniz. Netice de moraliniz bozulur ve bitap düşersiniz.

Dramacılar: Bu tiplerde genellikle  "Zavallı Ben" tavrıyla sinirlerinizi harap ederler. Özel hayat ve iş çevrelerindeki insanlar, her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde de, her zaman lafı "Evet. Ama," diye  ağzınıza tıkarlar. Bir arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz, ama hüzün dolu öyküleri sizi yorar...

Hepimizin etrafında bulunabilecek ve yukarıda bahsettiğim özel niteliklere ilave olarak kendi özel araştırmalarınızla yeni kategorilerde ekleyebileceğiniz bu sevimli J insanlarla baş etmek için, aşağıdaki yöntemleri yararlı olabilir diye sizlerle paylaşmak istiyorum.

Egonoman'lara karşı beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu tür insanlar duygusal anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle kişilerle çok yakınlık kurmamaya çalışın. Hiç bir zaman sizin insani değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin ve onlarla çok gizli sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla birlikte olmak ve onlara katlanmak zorundaysanız, sorunlarını kendi sorununuz haline getirmeyin.

Denetleme Baronları’na karşı başarının sırrı, onlara hiç bulaşmamak ve onları kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde ilişkilerinize ve çalışmalarınıza devam ederken... onlara ne yapmanız gerektiğini sormayın. Ama, onlar her şey’den haberdardırlar ve gelir size bulaşırlar. Onlara "Önerilerine değer veriyorum ama, bunu gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor." deyin. (Bu noktada Hadormen & Hadorwomen Yönetimi çok işinize yarayacaktır.)

Dramacı'lara karşı da; konu olumsuz bir yöne doğru gidiyorsa, hemen inisiyatifi ele alın ve konuyu değiştirin. Sorunları değil çözümleri konuşmaya çalışın. Hala aynı şekilde sızlanmaya devam edipte sizi sinir ediyorlarsa onları geride bırakın. Hayatta bazen, işimize yaramayan şeylerden uzaklaşmak ve kurtulmak gerekebilir.

Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı kifayetsiz muhterislerle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer ilişki kaçınılmazsa, bu yöntemleri denemekte fayda var diye düşünüyorum. 

İlişkilerinizi geliştirmek ve sosyal motivasyonunuzu yükseltmek için, hayatınızda kimlerin sizi negatif etkilediği ve kimlerin de sizi pozitif etkilediği konusunda bir araştırma yapmanızı hatta bir çetele veya karne tutmanızı önermekteyim. Yaşam kalitenizi ve hayat standartı'nızı arttırmak için size iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizi olumsuz duygularla baş başa bırakan kişilere karşı, sağlıklı sınırlar koyun. Faydasını göreceksiniz!..

Etrafınızdaki insanları bu kategorileri dikkate alarak incelediğinizde "bazı normal ve standart kişiler dışında, özellikle egolarıyla başı dertte olan, ancak bunun pek farkında olmayan bir çok kişi ile karşılaşacağınızı söyleyebilirim" diyecektim ama, daha sözüm bitmeden sizin hemen çevrenizdeki insanları, gerekli yerlere yerleştirdiğinizi hissediyorum. Yanılıyor muyum? 

Şimdi de isterseniz bir de "Zor Şirketler"e bir bakalım...

Zor Şirketler de; genellikle kurum kültürü oluşmamış, organizasyon şeması ve görev tanımları netleşmemiş, problemlerin kişilere bağlı olarak patronların veya yöneticilerin ruhsal dengesi ile çözülmeye çalışıldığı, çalışanlarının aidiyet duymakta güçlük çektiği, küçük - orta (Kobi) ve büyük boy işletmelerdir.

Bu tür şirketlerde genellikle görev ve yetki karmaşası yaşanır. Çalışanlar arasında gereksiz bir rekabet ve çıkar çatışması, göze çarpar. Yönetim ve pazarlama stratejileriyle ilgili "Geri Bildirimler ve Yeni Hedefler" açısından, düzenli toplantılar yapılmaz. Yerlerini koruma çabasındaki üst düzey yöneticiler tarafından, çalışanlardan sadece söyleneni yapması istenir. Raporlama ve istatistikler göstermelik yapılır. Kurumsal eğitimler onlar için önemsizdir. İnsan kaynakları ve performans yönetimi ile pek alakaları yoktur. Aileden değilseniz, kariyer yapma imkanı da bulamazsınız. Sosyal yaşamdaki aktiflik ve personel arasındaki iş dışı beraber zaman geçirme (Eğlence v.s.) bu tür şirketleri çok rahatsız eder.

Eğer bu tür bir şirkette çalışıyorsanız ve çalışmaya da devam etmek zorunda iseniz, Frank Adoranti’nin şu önerileri de aklınızda bulunsun... (Valla ben söylemiyorum. O söylüyor )

İnsan Kaynaklarındaki gelişmeleri görmezden gelerek, sadece satışa, kısacası sayısal verilere odaklanan bu tür şirketlerde, en gözde elemanlardan biri olmak için mümkün olduğu kadar; mesai saatlerini aksatmayın, yorgun ve meşgul gözükün, ofiste elinizde dosyalar'la dolaşın, masanız derli toplu olmasın, işleri hemen bitirmeyin, eve giderken de elinizde bir - iki dosya bulunsun, garip saatlerde e-posta gönderin, çok fazla göze batmayın ve ağzınızı kapalı tutun, yağ yapma sanatını iyi öğrenin (Özellikle Egonoman yöneticilere karşı...), müşterilerle ahbap olmaya çalışın ve kendinizi sağlama alın, Adoranti'nin tavsiyeleri bu şekilde sürüp gidiyor...

Her ne kadar "Yiğitler zoru sever." deseler de , gönlümüz hiç bir zaman, zor insanlarla ve zor şirketlerde çalışmak istemiyor. Ancak onlar da iş hayatının bir gerçeği.

Zor insanlarla - güzel bir şirkette çalışmak ile güzel insanlarla - zor bir şirkete çalışmak da bir nebze olsun su götürür ama, en büyük dileğim... gönlünüze göre, size yakışan çok güzel bir şirkette çalışmanız. Hatta, önünüz kasten kesilmeden kariyer yapmanız ve ekibinize önderlik ederek üst düzey yönetim kadrolarında yer almanız. Hatta hatta o şirketin ortakları arasına katılmanız!..

Ayrıca ilginizi çektiyse...

"Egonomani (Tatminsiz Ego Problemi)" CEO ve Üst Düzey Yönetici Adayları ve "Hadormen ve Hadorwomen Yönetimi" (X & Y Kuşağı Çatışmasına Yönelik) makalelerim için. Bakınız Google

Sevgiyle kalın.

Ali Rıza DEĞER


Tüm Makalelerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz....







PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.