YÖNETİM STRATEJİLERİNDE KİŞİSEL PROBLEMLERE BAKIŞ AÇISI


Bir üst düzey yönetici olarak, bu makale ilginizi çektiğine göre (Ki, Tıkladınız.), bazı kişisel problemlerle karşılaşıyorsunuz ve çözüm yolları arıyorsunuz ve de kendinize göre de mutlaka bir çözüm yolu buluyorsunuzdur, diye düşünüyorum. Bundan sonraki yöneticilik yaşantınızda da, bu yazıda bahsettiğim önerilerin, Siz'lere herhangi bir katkısı olacaksa... Ne mutlu bana!



Yılın hangi mevsimi olursa olsun, genellikle çalışanlar arasında özellikle "Tatil Sendromu"ndan kaynaklanan, bireysel ve kurumsal gerginliklerin tavan yaptığı şu günlerde, orta ve üst düzey yöneticiler için en büyük sıkıntı'nın, ekip içerisindeki agresif tutum ve yersiz huzursuzlukların olduğu, çok tabi bir gerçek!.. 



Bazen yüksek sesle söylenen bir söz veya sert bir direktif, bazen yanlış anlaşılan ters bir bakış, bazen çalışma ortamında yapılan haksız bir eleştiri (Ki, "eleştiriye açık olduğunu" söyleyenler, her zaman yalan söyler!.. 

Ama mutlaka bir eleştiri yapmanız gerektiğine inanıyorsanız, bunu o kişiyle bire/bir ve sandviç eleştiri şeklinde yapmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz.), bazen yapılan çok basit bir dedikodu v.s. ipleri koparma noktasına getirebilir. 

Yönetim stratejilerinde ve özellikle çatışma yönetiminde, problemler ortaya çıktıktan sonra çözüm üretmek yerine, o problemlerin yaşanmaması için önlemler almanın, çok daha doğru olduğu konusunda hemfikir olduğumuzu bilmekle birlikte, "özellikle sıcak aylarda" yönetim kadrolarımızın olmazsa olmazı olan "İnsan Faktörü"nü dikkate aldığımızda, bunun çok da kolay olmadığını biliyorum.Genellikle çalışma alanımız ve kurumsal hedeflerimizle ilgili problemler... "çözüm yolları" mevcut bilgi birikimi ve tecrübeyle bulunamayan... ancak; yapılacak araştırma, inceleme ve bazen de sağlanacak direkt veya endirekt katkılarla cevaplanabilecek, sorunlardır!..

Kurumsal anlamda ortak çıkarlarımız ve hedeflerimiz ile ilgili sorunlara "Bakış Açısı" olarak, bizim olayın fotoğrafına nereden baktığımız ve fotoğrafın tamamını net bir şekilde görmek için de, nerelerden bakmamız gerektiği'nin bilincinde olmamız gerekir, diye düşünüyorum.

Problemi veya problemleri tam olarak teşhis ettikten sonra da, gerekli tedaviler için çözüm önerileri ve alternatiflerine "Yaklaşım Tarzımız", pozitif yönde yapıcı bir şekilde olmalı ve de  "asla maddi veya manevi kişisel çıkarlar içermemelidir" dersem, sanırım hak verirsiniz.

Ancak, bu yazıdaki amacım; sizin de gayet açık bir şekilde anladığınız gibi (kurumsal anlamda) misyonumuz, vizyonumuz, değerlerimiz, ilkelerimiz, stratejilerimiz ve hedeflerimiz ile ilgili problemlerden öte... genellikle çalışanlarımız arasındaki, incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle, kişisel problemler yaşanması ve bunların daha sonra git gide büyüyerek, işin içinden çıkılmaz bir hal alması. (Özellikle de karşı cinsten ziyade, hemcins'ler arasında. )Bu konuda, önce; problemi yaşayan kişilere ve probleme olan bakış açımızı özellikle "empati" de yaparak ele almak gerekiyor. 

Yönetim Stratejileri'nde, "Bakış Açımız" kesinlikle tek taraflı olmamalı. Problem bize göre çok basit dahi olsa, tarafları mutlaka birlikte dinlemekte fayda var. (Eğer ayrı ayrı dinlemeyi öneren ve bu konuda kendine ve tecrübelerine güvenip başarılı olacağını zanneden, bilirkişi havalarında bir başka yönetici arkadaşınız olursa, onu hiç kaile almayın ve eğer aranızda çok özel bir durum yoksa, kişilerle görüşmeyi mutlaka siz yapın.) 

Burada "Bakış Açısı" yönünden dikkat edilmesi gereken konu, bu tatsız durumu körükleyen ve de bu tatsızlıktan çıkar uman, başka çalışma arkadaşlarının olup olmadığıdır. (Eğer varsa, olaya acil müdahale gerekiyor, demektir.)       

Bazen taraflarla birlikte karşılıklı görüşme şeklinde yapacağınız toplantılarda, probleme neden olan kişilerin sizin yanınızda kendilerini rahat ifade edemediklerini hissedebilirsiniz. Bu gibi durumlarda, onları çözüme katkıda bulunmaları ve barışmaları için zorlamak da, anlamsız olabilir. Bu an da yapılması gereken aşağıdaki soruları içeren matbu bir kağıdı, her iki tarafa da uzatarak, bunları en kısa sürede cevaplamalarını istemenizdir.

(*) Çalışma arkadaşınızla aranızda, bir problem olduğunu düşünüyor musunuz?
(*) Aranızdaki problemin, yönetim kadrolarında sıkıntı yarattığını biliyor musunuz?
(*) Bu problemi veya problemleri, çözmek istiyor musunuz?
(*) Problemin çözülmesinin, hepimiz için yararlı olacağına inanıyor musunuz?
(*) Bu problem "Özel" ise... Kendi aranızda çözmek ister misiniz? Ki... Çözmelisiniz!.. 
(*) İş ile ilgili "Genel" bir problem olduğuna inanıyorsanız... Dış destek ister misiniz?
(*) Kişisel probleminizi veya problemleri, varsa yan faktörleriyle tarif eder misiniz?
(*) Bu problemlerle ilgili nedenleri, başlangıç süreleriyle sıralayabilir misiniz?
(*) Bu nedenlerden hangilerinin, karşı taraftan kaynaklandığını belirtebilir misiniz?
(*) Aranızdaki bu problemin veya problemlerin çözülebileceğine inanıyor musunuz?
(*) Problemin çözüm stratejileri için herhangi bir öneriniz var mı? (Kazan... Kazan... Kazandır!)
(*) Tekrar yapılacak bir toplantı ile bu konuda bir çözüm üretmek ister misiniz?
(*) Toplantıda kararlaştırılacak çözüm önerilerini desteklemeyi kabul ediyor musunuz?

Özel durumlara göre sizin de gerekli ilaveleri yapabileceğiniz bu sorulara, verilecek cevaplar; bir noktada sizin yol haritanızı oluşturacaktır!..

Buraya kadar okuduklarınızda mutabıksak, zaten olaya "Yaklaşım Tarzınız" çözüm üretmek üzerine kurulu demektir. Ve tek kelimeyle "Mükemmel"dir. Sizi bu yaklaşımınızda dolayı bir kez daha içtenlikle kutlamak istiyorum.(Bireysel & Kurumsal Çatışma Yönetimi-Ali Rıza Değer)

Ancak; sizinde çok iyi bildiğiniz gibi, kişiler arasındaki bu can sıkıcı problemler, her zaman çok kolay çözülemeyebiliyor. Hatta devam ettiği süre içinde gruplaşmalara neden olarak, kişilerin kariyerlerini bile etkiliyor. Bu nedenle de bir üst düzey yönetici olarak her zaman... olaylara bakış açınızda ve çözüm önerilerine yaklaşım tarzınızda, kişilere karşı adil davranmanız ve eşit mesafede durmanız gerekiyor.Ayrıca; sizin de üst yönetiminiz veya yönetim kurulunuz, sizden bu tür ve benzer problemleri çözmenizi bekliyor. Siz de, zaten bunun için o makamda olduğunuzu, çok çok iyi biliyorsunuz.

Bu noktadan hareketle, izin verirseniz size bir kaç küçük öneride daha bulunmak istiyorum.

İnsanların; hal ve tutum ve davranışları ile olaylar hakkında karar verirken, ön yargılı olmadanmümkünse o insanların her mevsimini (Aynen tabiatta olduğu gibi... İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış) ve her yönünü, bilip bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra, karar verin!..Tüm problemlere karşı çözüm üretmeye çalışırken, şunu da unutmamak gerekir ki; yöneticilik yaşantınızın tüm kademelerinde, unvanınız ne olursa olsun, çalışanlarınız'ın sizi örnek alması ve size saygı duyması çok doğaldır. Özellikle işleri delege etmekte, onlara örnek olun!..

Bir yönetici olarak , grubunuzdaki kişiler açısından sizden beklenenlerin; 

Çalışanlarınız için...

(*) Onlara bilgi, güven ve yetki vermeniz... (İnisiyatif verilmez. Alınır!.. Ama, o başka. )
(*) Onları motive etmeniz, ilgiyle desteklemeniz, cesaret vermeniz ve yönlendirmeniz...
(*) Odanızın kapısını açık tutarak, iletişimde; tutarlı, istikrarlı ve duyarlı davranmanız...
(*) Takdir duygularınızı belirtmeniz... (Maddi olması şart değil. Bazen basit bir teşekkür yeter)
(*) Olumsuz hallerini fark edebilmeniz ve sorunları'nın çözümünde yardımcı olmanız...
(*) Bir aile havası içinde aidiyet duygusunu yakalayabilmek için de, gerektiğinde katı olmanız ama gaddar olmamanız ve de çok güzel bir özdeyişle "Beton'un çok sağlam olması için sadece   çimento'nun değil, belirli oranlarda su ve kum'un da gerekli olduğunu" unutmamanızdır!..

Çözüm önerileri için... doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle olmaya çalışın!..   Bunun için de insanlara ve olaylara karşı "Bakış Açınızı" mümkün olduğu kadar genişletmeniz ve sorunların çözümlerine karşı "Yaklaşım Tarzınızı" pozitif yönde ortaya koymanız, önemli!..  

Tüm girişimlerinize rağmen problemler hala devam ediyorsa da, hiç üzülmeyin ve bir an önce önlem alın. Bu problemlerin oluşumunda ve gelişiminde, sizinde hatalarınız olabilir. Yanlışta veya yanlışlıklarda ısrar etmeyip, kişisel ve kurumsal iletişim açısından, objektif bir şekilde "kendinizde dahil" tüm ekip arkadaşlarınızı ve çalışma ortamınızı bir kez daha değerlendirin!.. 

Bu değerlendirmeleri yaparken de; "Herkesin dünyasının, kendisi etrafında döndüğünü." 
Ve;

(*) İnsanların en zor ürettikleri şey'in ... "Çözüm"
(*) İnsanların en kolay ürettikleri şey'in ... "Mazeret" 
(*) İnsanların en kolay verdikleri şey'in ... "Nasihat" (Bu yazıda benim yaptığım gibi. )
(*) İnsanların en zor verdikleri şey'in ... "Para ve Maddiyat"
(*) İnsanların en hoşlandıkları şey'in ... "Takdir Edilmek ve Beğenilmek"
(*) İnsanların hiç sevmedikleri şey'in ... "Eleştirilmek" (Yapıcı Eleştiri'ler de Dahil)
(*) İnsanların en çok sevdikleri şey'in "Kendileri" (Önce Can, Sonra Canan) olduğunu...

Hiç ama, hiç  bir zaman göz ardı etmeyin!..İş ve sosyal yaşamınızda, her zaman doğru yerde ve doğru kişilerle olmanız dileğiyle...

Sevgiyle kalın.

ALİ RIZA DEĞER

YILBAK Ticaret A.Ş. Genel KoordinatörüKRC Yönetim Danışmanlık ve Eğitim LTD. Genel Koordinatörü
SPORTURİST Su Sporları ve Turizm Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi
MARMARA YELKEN KULÜBÜ Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreter
BM - KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ & Kurumsal Sosyal Sorumluluk Uzmanı


Tüm Makalelerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz....





PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.