BU MAKALE'DE ÜRÜN YERLEŞTİRME YAPILMAKTADIR!...


Merhaba sevgili dostlarım,


Hemen hemen tüm radyo programlarında ve televizyon dizilerinde, duymaya veya ince bant şeklinde görmeye alıştığımız... bu reklam spotu ve başlık, size hiç yabancı gelmedi değil mi? 


Ancak, bu yazımda; 1970'li yıllardan bu yana reklam sektörünün içinde yer alan bir kişi olarak, yönetmelikleri yeni yayınlanmasına rağmen halen RTÜK - Markalar ve Reklamcılar arasında tartışmalara yol açan, artıları ve eksileri netlik kazanmamış, bir çeşit gizli reklam uygulaması olan "Ürün Yerleştirme" ile ilgili detaylar yerine, Siz'den bahsetmek istiyorum.

Bana sakın kızmayın ama bu makale'deki en güzel varlık anlamında olan "ürün" siz'siniz!.. :)


Ve Siz... kendinizi; bugün itibariyle yaşam çizginiz'de, istediğiniz bir yere yerleştireceksiniz!..

Şimdi yaklaşık 30 cm uzunluğunda düz bir çizgi çizin.

Çizginin en sol başına "Doğum" en sağ noktasına da "Ölüm" yazın.

Bu çizgi sizin hayatınızı simgelesin.

Şimdi de aşağıda gördüğünüz  gibi "Bugün" olabileceğiniz yeri düşünerek "çizginin herhangi bir yerine" bir "çentik" atın.

Doğum .................... Bugün (!) ................. Ölüm
________________________________________

Genellikle eğitim çalışmalarımızda, genç arkadaşlarımızın 'bugün çentiği'ni doğum noktasına, yaşı daha büyük arkadaşlarımızın ise ölüm noktasına, daha yakın koyduklarını gözlemlemekle birlikte, bunun çok da önemli olmadığını, belirtmek istiyorum. Önemli olan "Bugün" noktanız ile "Ölüm" noktası arası!.. (Allah herkese; uzun, mutlu ve sağlıklı ömürler versin... :) )

Şimdi, bugün ile doğumunuz arasındaki yaşadıklarınızı yani geçmişinizi, bir düşünün; yaptıklarınızı, yapamadıklarınızı, artılarınızı, eksiklerinizi, başarılarınızı, başarısızlıklarınızı... 


Başarılarınız; sizinle birlikte çok güzel anılarınızda yaşamakta, değil mi? Eksikleriniz ve başarısızlıklarını da öyle... Eksiklikleriniz için, neler olduğunu bilmeden önerilerde bulunmak herkesin harcı (Falcılar hariç...:) ) olamayacağından, ahkam kesmek istemiyorum. Ancak başarısızlıklarınız varsa, bunların altından yaptığınız hataların çıkacağını, siz zaten çok iyi biliyorsunuz. İsterseniz bir listesini yapın. Neden mi? Bu yazının amacını oluşturan "Bugün" noktanızla "Ölüm" noktanız arasında kalan yaşantınızı, dilediğinizce yaşamak için... çeşitli planlamalar yaparken, aynı hataları tekrarlamamanız için!..


Hata yapmanın önemli olmadığını herkes bilir. "Herkes hata yapabilir... Hata yapmak normaldir.... Hatayı kabul etmekte bir özelliktir." sözlerini de... 


Hayatımızda, beklediğimiz gelişmeler... istediğimiz gibi olmadığı zaman, bunun nedeni; genellikle geçmişte yapmamız gerekenleri zamanında yapmamaktan veya almamız gereken kararları zamanında alamamaktan kaynaklanır. Bu dönemler "Hayatımızın Kırılma Noktaları" olarak nitelendirilebilinir!..

Aynı fırsatları bir kez daha yakalama şansımız olmayabilir ama, karalar bağlamak ve hayata küsmek’te çözüm getirmez... Neticede  hataları tespit etmek ve nedenlerini net olarak ortaya koyabilmek, çok önemli bir özelliktir. Çoğu insan... kolay kolay hatasını kabul etmez, kabul etse bile... bunu açıklayamaz, kendince bir sürü mazeretler üretip... hatayı başkalarında arar!..

Hatalarla ilgili bilinen bir başka söz ise "Hatayı telafi edebilmek ise, güzelliktir!.."


Bir yerde, yediğimiz kazıklarla doğru orantıda olmakla birlikte, Oscar Wilde'nin dediği gibi... "Tecrübe; Herkesin... tekrar yapmadığı hatalarına verdiği, özel isimdir!.."

Şimdi gelelim bugünden itibaren kalan yaşantınızda, yapmak istediğiniz hamlelere, yani amaç ve hedeflerinize. Bu hamleleri de, gerçekleşmesini umduğunuz süreler çerçevesinde aşağıdaki şekilde gördüğünüz gibi, her hamlenizi bir ürün şeklinde niteleyerek yerleştirebilirsiniz. (İş ve Kariyer - Girişimcilik - Aile Yaşantısı - Sosyal Çevre - Katılımcılık - Emeklilik v.s. şeklinde!)

(Bugün) ............ ! ............. ! ........... ! ................... ! ................ (Ölüm)

Bu aşamadan sonra, sizlere; bu hamlelerinizin gerçekleşmesi adına, aslında çok iyi bildiğinizi tahmin ettiğim, ama her zaman elinizin altında bulunması amacıyla, bir kaç küçük öneride bulunmak istiyorum. 


- Yapmak istediğiniz hamle'lerin; adlarını ve kategorilerini belirleyin...

- İlk hamle için; amacınızı ve hedeflerinizi ve de beklediğiniz sonuçlarını netleştirin...

- Başlangıç ve tahmini bitiş tarihlerini kararlaştırarak, bir zamanlama çizelgesi hazırlayın...

- Ana hamle'nizin içinde yer alan, küçük hamle'lerin sıralamasına da karar verin...

- Bu hamle'nin gerçekleşmesinde, size destek olacak kişi ve kurumların bir listesini yapın...

- Gerekiyorsa bu hamle'nizin bir bütçesini oluşturarak, artıları ve eksikleri gözden geçirin...

- Harekete geçin ve her küçük hamle'den sonra durumu değerlendirip yolunuza devam edin...

- Karşılaştığınız problemlerde çözüm sıkıntısı yaşarsanız, olaylara bakış açınızı değiştirin...

- Devam eden sorunlarda, farklı bakış açıları ile konulara yeni yaklaşım tarzlarını deneyin...

- Çözülemeyecek gibi olan sıkıntılarda, aynı çözüm yollarını denemekte ısrar etmeyin...

- Kişisel problemlerde, kişilik çatışmasından önce, empati yapmayı ihmal etmeyin...

- Her problemi siz çözmek zorunda değilsiniz. Başkalarının fikirlerine de saygı duyun...

- Gerekirse dış destek alın...

Ayrıca; bu önerilerin ışığında "Doğum'unuz ile Bugün'ünüz" arasında yaşadıklarımızdan dersler çıkararak, bugünden sonraki yaşantınızda amaç ve hedeflerinize (!) ulaşmak için çıktığınız yolda, hamleler arasındaki olası bağlantıları iyi değerlendirdikten sonra, her hamle için çevrenizde hep değişik insanların olması da genellikle pek söz konusu olamayacağından, ilerideki hamlelerinizde size lazım olabilecek dostlarınıza da özellikle dikkat etmeniz ve de ilişkilerinizi kontrol alında tutmamız gerektiğini, Siz... zaten çok iyi biliyorsunuz!..

Aslında, konuyu bir anlamda yaşantımızda çok önemli yerleri olan ve birbiriyle çok sık karıştırılan "arkadaşlık" ve "dostluk" kavramlarına getireceğimi anladığınızı umuyorum... :)


Arkadaşlığın, kişilere göre değişkenlik gösteren göreceli bir kavram olduğu muhakkak!

Dostluk konusunda ise, çok sevdiğim bir anekdotu da, burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dünyada belirli dönemlerde toplanan "Dostlar Meclisi" son toplantısında, uzun araştırmalar sonucu, herkes için geçerli olan bir karar almış ve dünyadaki dostluk derecelerini açıklamış;

1. Derece Dostluk; Ekmek ve Su gibi olan Dostluklar... (Onlar'sız, hayatın bir anlamı olmaz!)

2. Derece Dostluk; İlaç gibi olan Dostluklar... (Siz istediğiniz zaman, onlara ulaşabilirsiniz!)

3. Derece Dostluk; Hastalık gibi olan Dostluklar... (Siz istemesenizde onlar gelir size bulaşır!)

4. Derece Dostluk; Şemsiye gibi olan Dostluklar... (Yağmur yağınca, ortadan kaybolurlar!..)

Çevrenizdeki tüm dostluklarınızın "Ekmek ve Su" gibi olması ve bundan sonraki yaşantınızda yapacağınız hamle'lerde, artık onlar için... çok iyi ürün yerleştirme yapacağınızdan eminim!..

Gerçek dostlar parlak yıldızlara benzer, karanlık bastırınca ilk onlar görünür. Onlar sizin için çok değerlidir. Yolunuzu aydınlatırlar. Umarım siz de, onlar için çok değerlisinizdir!


Bir an gözlerinizi kapatın... 

Kendinizi çok güzel bir sahilde varsayın...

Hava soğuk ve denize girme şansınız yok!

Sahilde yürüyüş yaparken denizle kumsal arasında çok güzel taşlar gözünüze çarpıyor.

Bir tanesini alıyorsunuz. Sonra bir tane daha... bir tane daha...

Ancak bir zaman sonra topladığınız taşlar, size ağır gelmeye başlıyor!

Önce içlerinden, bir - iki taşı yere bırakıyorsunuz.

Biraz sonra birkaç tane daha... birkaç tane daha derken...

En son elinizde, en çok hoşunuza giden, en sevdiğiniz birkaç güzel ve zarif taş kalıyor.

Onları bırakamıyorsunuz... Onlara kıyamıyorsunuz... İşte onlardan bahsediyorum!..


Sevgiyle kalın...

Ali Rıza DEĞER           

Tüm Makalelerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz....



PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.