SOSYAL MEDYA DİNAZORLARI



SOSYAL MEDYA DİNAZORLARI & "U DÖNÜŞ KUŞAĞI :)"


Son makalelerimi okuyan dostlarım hatırlayacaklardır ama, tırnak içindeki tabiri daha önce hiç duydunuz mu? Bilmiyorum!.. 


İnsan Kaynakları stratejilerinde önemli bir yeri olan ve kariyer planlamalarına dayalı olarak üzerlerinde akademik çalışmalar yapılan; 20. Yüzyılın son çeyreğinde dünyaya gelen X - Y ve Z Kuşaklarına... yepyeni bir alternatiften bahsetmeyeceğimi hemen anladığınızı biliyorum.:)

1900 lü yılların ortalarında dünyaya gelen ve 1960'lı 1970'li 1980'li dönemlerde, tam olarak sindirilerek ve de "Aman aman - Suya sabuna dokunma... Eski köye yeni adet getirme... İcat çıkarma..." denilerek "Bana dokunmaya yılan bin yaşasın... Her koyun kendi bacağından asılır... Devletin malı deniz yemeyen domuz... Üzümünü ye bağını sorma... Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar... Mal canın yongasıdır... Fazla mal göz çıkarmaz... Merhametten maraz doğar... Kuru'nun yanında yaş'ta yanar... Denize düşen yılana sarılır... v.s." gibi ünlü (!) atasözleri ve 3 maymun statusü (Görmedim - Duymadım - Söylemedim) ile yetiştirilen... ayrıca, her zaman - herkese mavi boncuk dağıtmaya çalışan, bir kuşaktan bahsediyorum.

Yani; 1968 ve 1978 kuşakları haricindeki... bizim kuşak'tan!..

"U Dönüş Kuşağı" Algıda seçici davranıp - işine geleni anlayan - işine gelmeyeni sallayan!.. Yüzünüze gülüp - arkanızdan her türlü dümeni çevirebilen... "Çevir Kazı Yanmasın - Kuşağı"

Ortalama atmış yaş civarında, iş dünyasında belirli bir düzeye gelmiş ve genellikle genç emekli olmuş, bir eli yağda bir eli balda (!) olmasa da, monşer/janti görünümüne önem veren, mihrap kaymış - ama hala gündeme yön verdiğini zanneden - haza görmüş geçirmiş İstanbul Beyefendisi ayaklarında, genellikle çok ünlü cadde ve sahil boylarında fink artan, sonradan görme/olma :) ve orta yaşlarını çoktan geçmiş ve de gençliğini yaşayamamış... benim/bizim gibi tiplerden oluşan bu kuşak... özellikle sosyal medyada, sabah akşam geyik muhabbetleriyle nasıl da birbirlerini buluyor... hayret ediyorum.

Ayrıca; kendilerince... çok enteresan (!) mesajları paylaşmak, tatil - gezme - yeme - içme - vs kutlama resimlerini beğenerek... kendi paylaştıklarının da mutlaka beğenilmesini bekleyerek, çok acayip (!) gruplar kurmak... ve de birbirini eklemek de... onlar arasında ayrı bir moda!.. 

Birde her şeyin cıcığını çıkardığımız gibi sosyal medyanın da cıcığını çıkarıyoruz. Şöyle ki; taraf tutmak bizim kuşağın genlerinde var. Sosyal medya'da da takım tutar gibi, platform tercih ediyoruz. Kimi Twitter'ci, kimi Instagram'cı, kimi Facebook'cu, kimi Linkedin'ci!..

Özellikle de iş dünyası ile ilgili olan platformları "Özel kutlamalar... Çok çok özlü sözler... Medyatik haberler... Futbol muhabbetleri... Siyasi nakaratlar... Hele hele network marketing’e bulaşanlar da, çaktırmadan müşteri bulmak... Vs.” için, kullanmıyorlar mı? Neyse (!)

Kısaca kendimce tanımlamaya çalıştığım “U Dönüş Kuşağı”; çok ilgiliymiş gibi gözükerek toplumumuzun gerçekleriyle ve son yıllarda yaşananlarla pek ilgilenmeyen, hatayı her zaman kendilerinden ziyade sürekli başkalarında arayan, elini taşın altına sokmayan, nasihat vermeyi seven ve hiç durmadan konuşan, insanlar topluluğudur. Etrafınıza şöyle bir baktığınızda, bu kuşaktan birçok örneği hemen fark edebilirsiniz. (Psikolojik tabiriyle; ...miş gibi yapanları) :) 

Ancak; 60 yaş civarındaki herkesi, bir anda aynı kefeye koymanın çok büyük bir insafsızlık olacağını da biliyorum. Özellikle de ülkemizin geleceği ile ilgili olaylarda muazzam direnç gösteren... Ve de sosyal medyayı olağanüstü güzel kullanan dostlarımızı tenzih ediyorum!..

Evet... Şimdi; bu bizim U Dönüş Kuşağımızı daha iyi tanımlamak için biraz daha açmak gerekirse, genellikle; 60 yaş indirimli - 65 yaş üstü kişilere bedava diye sabah - akşam Belediye ve diğer toplu ulaşım araçları ile dolaşan... Ekonomiden pek fazla anlamamakla birlikte, kendi geçim dertleriyle boğuşurken "Kredi derecemiz artmış... Borsa yükselmiş... Bölünmüş yollar yapılıyor... 3. Köprü ve Hava Alanı yapılacak... Kentsel Dönüşüm hızla devam ediyor ve Dünya'nın en gelişmiş ülkeleri arasına girdik..." diye sevinerek, yaşayıp giden veya yaşadığını zanneden bir kuşaktır, bu bizim U Dönüş Kuşağı!..

Şimdi de, gelelim konunun özü'ne... "Sosyal Medya" her şeyden önce bir iletişim aracı!..

Aynen eski yıllardaki; mektup, telgraf, telefon, gazete, radyo, televizyon v.s gibi...

Merak etmek, haberleşmek veya haberdar olma isteği, insanın doğasında var... Ve akıllı telefonların keşfi ile bu istek, artık yaş sınırı olmaksızın tavan yapmış durumda!..

Telefon eskiden sadece direk iletişim için kullanılırdı. Son yıllarda artık biraz süs, biraz gösteriş, biraz da kolay ulaşılabilme adına ve bolca da sosyal medya'ya erişim aracı olarak kullanılıyor. Özellikle yukarıda bahsettiğim bizim kuşaktan olanlar; her evde telefonun olmadığını, çok ciddi rakamlar ödeyerek  telefon sahibi olmanın bayağı lüks olduğunu, 45 dakika çevir sesinin beklendiğini, özellikle şehirler arası görüşmeler için santrallere numara yazdırıldığını... mutlaka hatırlıyorlardır. 

Günümüzde ise akıllı telefonlar artık herkesin cebinde ve de akıllı kutu olarak onlarca cihazın görevini yapıyor. Bu da, her zaman için gaza gelebilen ve abartmadan hoşlanan bizim kuşağa çok cazip görünüyor gibi geliyor!..

Kısaca şimdiki gençlik; yani X - Y - Z kuşakları, bu miladı dolmuş iş adamı kılıklı güruhu, özellikle iş dünyası kapsamlı sosyal medyada "Danışman - Koordinatör - Yönetim Danışmanı - Eğitmen - Vs." sıfatlarıyla görmekten bıktı. Bunu ben söylemiyorum!.. Bir çok üniversite tarafından yapılan ciddi İK araştırmalarına göre, özellikle Linkedin ve çalışma dünyası ile ilgili diğer sosyal platformlarda; iş arayan gençlerden daha fazla - iş arayan (!) ve bunun için tabii direkt olarak değil de endirekt şekillerde... çeşitli paylaşım - yazı - v.s... ile adını duyurmaya çalışan "U Dönüş Kuşağı" üyesi mevcut!..

Bu nokta da; emekli olsalar bile işlerini uzmanlık alanlarıyla ilgili - akademik ve sosyal deneyimleriyle çok ciddi anlamda yapanlara veya yapmak isteyenlere bir kez daha içtenlikle saygı duyarak ve de onları özel bir konumda tutarak, diğerlerine şunları söylemek istiyorum...

Gelin! İnternet bir kenara, bari "sosyal medya"yı rahat bırakın!.. 

Neden mi?

İnternet ve özellikle sosyal medya sadece iletişim değil, artık tam bir online pazarlama - satış - reklam ve ticaret aracı olma yolunda... hatta oldu bile!..

Bunun resmi kanıtı... TÜİK Türkiye İstatistik Kurumu - Girişimlerde Bilişim Teknolojileri 2015 Kullanım Araştırmaları!

Araştırma sonuçlarına göre; 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin internete erişim oranı 2015 yılında % 92.5 oldu. Bu oran 2005 yılında % 70 di. Çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre internet erişim oranları ise 10 - 49 çalışanı olan girişimlerde % 91 iken, 50 - 249 çalışanı olan girişimlerde % 98'e... 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise % 99.5 a ulaştı.

Yine araştırma sonuçlarına göre 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin % 40'ı... 2015 yılında sosyal medya uygulamalarını kullandı. Bu oran 2014 yılında % 25 di. Sosyal medya platformları % 85.7 ile... sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimcilerin en çok tercih ettiği adresler!..

Bu rakamlar, bizlere; özellikle sosyal medya platformları'nın (Facebook - Twitter - Linkedin - YouTube - Pinterest - Instagram - Google+ Vs.) çalışma hayatımızdaki önemini bir kez daha açıklıyor gibime geliyor!.. (Ha! Bu arada uzun süre reklam almayan Instagram da, geçtiğimiz aylarda reklam modellerini ve yöntemlerini yayınladı. Instagram reklamınızı oluşturabilmeniz için de, Facebook şirket sayfanız üzerinden giriş yapmanız gerekiyor... Bilginiz olsun!.. :) )

Ayrıca artık sosyal medya; sadece rekabetin her geçen gün hızla arttığı ve neredeyse zamanla yarışıldığı iş dünyamız için değil, sosyal ve siyaset dünyamız için de çok önemli bir noktada!

Ve özellikle siyaset dünyası da, bu bilinçle elindeki imkanları kullanarak "Sosyal Medya"yı etkilemeye çalışıyor... Ve de istenmeyen durumlarda... sosyal medya'yı "Yavaşlatma veya Kapatma" - web sitelerini de "Sansürleme veya Engelleme" uygulamalarına... gidebiliyor.

Bu da iş dünyamızı, büyük ölçüde negatif yönde etkiliyor!..

Bu nedenle; zamanında yapılması gerekenleri, yukarıda açıkladığım nedenlerle yapamayan bizim kuşaktan özel ricam, bu konular da çok dikkatli ve hassas davranmaları şeklinde olacak.

Ve... bu özel rica'nın; siyasi bir boyutu olmadığını da "Siz" zaten çok iyi biliyorsunuz!.. :)

O zaman, niye böyle bir yazıya gerek duydun derseniz?

Bildiğiniz gibi... Teknoloji'nin günümüz dünyasında 3 evresi var!

-  Üretmek... 
-  Kullanmak... 
-  Seyretmek...

Teknoloji'yi üretmekten çok, kullanma ve takla attırma yönünde harikalar yaratılan ülkemizde konunun önemi'ne binaen... ekonomik açıdan gereksiz sıkıntıların yaşanmaması için, halen sosyal medyayı yoğun ve doğru bir şekilde kullanan yatırımcılara ve iş hayatına yeni atılmaya karar vermiş girişimci marka'lara... özellikle kredi kartlı ödemelerle, yeni gelişmekte olan e-ticaret sistemleri açısından destek olmak amacıyla düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim!..

Daha mutlu bir gelecek için...

Sevgi ve saygılarımla

Ali Rıza DEĞER


Tüm Makalelerimize BURADAN Ulaşabilirsiniz....


PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.