İŞ DÜNYASINDA ÇATIŞMALARI; YAPANLAR DEĞİL, İSTEYENLER KAZANIR




Merhaba,


Çalışma hayatında "Anlaşmazlık. Ters Düşme. Atışma. Çatışma. Kavga." gibi kavramların hiç hoş olmadığı konusunda hepimizin mutabık olduğunu zannediyorum. Hatta bu durum sadece iş hayatımız için değil tüm yaşantımız için de geçerli. Ama hiç istememekle beraber, bazen bu gibi olayların içinde yer almak, kaçınılmaz olabiliyor. Özellikle de ego problemi (Egonomani) yaşayan narsistlerle birlikte çalışıyor veya yaşıyorsanız. Daha önce toplum tarafından bunların cinsiyetlerine göre Hadormen / Hadorwomen olarak adlandırıldığını da zaten biliyorsunuz. :)

(Egonomani + Hadormen & Hadorwomen ile ilgili e-makalelere BURADAN ulaşabilirsiniz...)

Eğer, çalışma hayatınızda ekip çalışması yaptığınız insanlarla, kişisel ve özel bir probleminiz yoksa bu çatışmaların en önemli nedenleri arasında;

- Amacı olmayan işler...

- Yarım kalan projeler...

- Empati yoksunu yöneticiler...

- Takdir edilmemek...

- Fikirlerinize değer verilmemesi...

- Bir makine gibi algılanmanız...

- Yöneticilerin sürekli kontrol baskısı ve agresif yaklaşımı... v.s. yer alır. 

Bu tür problemler çoğu zaman insanı, umutsuzluğa ve çaresizliğe yönlendirerek çatışmaların içine sokar. Eğer işinizden memnunsanız, bu gibi durumlarda yapmanız gereken en önemli şey'in de; direkt olarak çatışmalardan kaçınıp, olayların derinine inmek ve esas nedenlerini araştırmak olmalıdır!.. diye düşünüyorum.

Tüm çatışmalarda en az iki taraf vardır. Bu taraflar, bir kişi de olabilir veya bir kaç kişiden de oluşabilir. Ancak, bir de çatışmaların görünmeyen tarafları mevcuttur. Pek fazla bilinmemekle birlikte, bazı çatışmalarda bir veya birden fazla "Görünmeyen Taraf" olabilir.

Yazının başlığındaki "İsteyenler" tabiri ile de, bunları kastediyorum... :)

Bunlar, genellikle; özel ve kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutan, ortalarda pek fazla gözükmeyen ama hiç bir dedikoduyu da kaçırmayan, taşın altına elini sokmayan, her zaman akıl vermeyi seven, olaylara çoğu zaman olumsuz yaklaşan, tiplerdir!..  

Özellikle sizin şirketinizde olmasa bile, iş hayatınızdaki olumsuz insan tiplemeleri mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Genellikle iletişim kurmakta zorluk çeken ve en benzer noktaları; hırs, inat, kompleks ve kapris vs. yapmak şeklinde olan bu özel arkadaşlarımızla ilgili, niteliklerine göre internette bir araştırma yaptığınızda, konunun uzmanı doktor ve psikologlar tarafından saptanan, bu kişilerle ilgili ilginç sıfatların... çok değişik isimlerle (Narsis, Egoist, Haris, Vs.) karşımıza çıktığını da, zaten biliyoruz.

Bunların içinde en tehlikelileri ise, kendi kişisel çıkarları için sizi harcamaktan çekinmeyen, gözlerine kestirdikleri kişilere karşı sizi öne süren, arkanızdaymış gibi davranıp en küçük bir olayda ortadan kaybolan... içten pazarlıklı ve bencil olanlardır!..

Şimdi daha önce iş ve sosyal hayatınızda yaşadığınız ciddi tartışmaları ve çatışmaları bir düşünün. Kazandığınız veya kaybettiğiniz kanısında olduğunuz bu kavgalardan, aklınızda kalan izler mutlaka vardır.

Eğer hiç bir etki altında kalmadan çatışmaları siz çıkartıyorsanız? söyleyecek bir sözüm yok!..

Ancak başkaları tarafından işin içine çekiliyorsanız? dikkat edin. Bu durumlarda siz kazandığınızı veya kaybettiğinizi zannederken... bu durumdan kazançlı çıkanlar; ortalarda gözükmeyip... sizi bu çatışmaların içine sokan dostlarınız (!) olacaktır, demek istiyorum.

Hepimiz, böyle durumlarda yapılacak en iyi hareketin; o çatışmaya hiç girmemek... olduğu konusunda,  hemfikir'iz diye düşünüyorum. Ama eğer istemeden girmişsek, kazanmak için devam etmek yerine, o çatışmadan çıkmak gerekir. Yani zararın neresinden dönersek dönelim kar'dayız demektir!..

Bu noktada; konumuzla ilgili "Horozlar ve Tilki"nin hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

" Ünlü Üniversitelerimizden birinde; "Yönetim Stratejileri" ile ilgili bir ders'in öncesinde öğrenciler hocayı beklerken... Işıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış!

Ormanın kenarında büyük bir bahçe ve bahçenin köşesinde de bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu yaşıyor. 

Orman tarafında, kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, genç horozları ve tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için, doğru dürüst beslenemeyen genç horozlarla tavuklar, zayıf ve küçük kalıyorlar. 

Yaşlı ve büyük horoz ise, dışarı bırakmadığı horozlara ve tavuklara, ölmeyecekleri kadar mısır tanesi dağıtarak, yaşamalarını sağlıyor.

Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde bir delik açarak, küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve de ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz, her gün gelip tilkiden biraz daha mısır alıyor. 

Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince, genç horoz hem kendisi yiyor, hem de diğer genç horoz ve tavuklara mısır dağıtıyor. 

Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Büyük horozun etrafındaki genç horoz ve tavuklar giderek azalmaya başlıyor.

Artık, popüler olan genç ve irileşen horozun etrafında ise diğer horoz ve tavuklar toplanıyor.

Bu aşamada, tilki her gün kümesin kapısının önüne mısır bırakmaya devam ediyor... 

Ve bir gün, kümeste bir tartışma çıkıyor. 

Kapıyı "açalım mı? açmayalım mı?" diye! 

Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. 

Durum bir süre de böyle devam ediyor... 

Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki genç horozlar ve tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor.

Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki alana bol miktarda mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve artık güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her horoz ve tavuk semiriyor. 

Tilki bir süre sonra da, bir gece kümesin kapısından kendi mağarasına doğru mısır tanelerini küçük öbekler halinde döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen horozlar ve tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra da mağaraya giriyorlar... 

Onları içeride bekleyen tilki, bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor!..

Çizgi film burada bitmiş ve ışıklar yanmış!.. Ve de dersin hocası kürsüye çıkarak...

"İşte çıkarcı yönetim stratejilerinde insanlar böyle yönetilir" diyerek derse başlamış!..

Ve de her çatışmada kendimize sormamız gereken, şu sorular ortaya çıkmış.

- İş ve sosyal dünyanızdaki kümesler nerelerde?

- Yaşlı ve büyük horoz kim?

- Genç horozlar ve tavuklar kimler?

- Ve en önemlisi... Tilki kim? :)

Bu hikayeye göre, içinde bulunduğumuz çatışma durumlarını sorgularsak; açık olarak bir çok soruyu, sorunu, yorumu ve çözümü ortaya koyabiliriz, diye düşünüyorum. Gerisi size kalmış!

Unutmaması gereken... Dost zannettiğiniz bazı insanların, özellikle de çaktırmadan sizi bu tür çatışma ortamlarına çekmek isteyenlerin, dostları yoktur... Sadece kendi çıkarları vardır!..

Daha mutlu bir gelecek için...

Sevgiyle kalın

Ali Rıza DEĞER



Tüm makalelerimize BURADAN ulaşabilirsiniz.



PAYLAŞ :
ETİKETLER : , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.