ŞİRKETLERDE KRİZ YÖNETİMİ ÜZERİNE YENİ AÇILIMLAR



Merhaba sevgili dostlarım...


Aslında 2017 ye böyle bir makale ile başlamak istemezdim...


Ancak, özellikle ekonomik gelişmelerle ilgili iş dünyasında “kriz geldi - geliyor” derken, nasıl geldiğini bir türlü anlayamadığımız :) yepyeni bir kriz veya krizlerle karşı karşıyayız! 

Tabii, bu tür yazılarımda; politik konulara değinmeyi pek düşünmediğimden, gelişmeleri şirketlerimiz açısından değerlendirmek ve yapılması gerekenleri sizlerle tekrar paylaşmak arzusuyla, bu e-makaleyi kaleme almaktayım.

Sizlerinde çok iyi bildiği gibi; krizler, genellikle beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve önlemi alınmakta geç kalınan, olumsuz durumları yansıtır. Öngörü ve önlem mekanizmalarının çok yetersiz kalması sebebiyle, yaşanan gerilim dönemleri ve panik anları kriz olarak nitelendirilir.

Günümüzde en belirgin kriz nedeni; genellikle ekonomik açıdan hammadde ve tedarik zinciri maliyetlerinin artması ve de bunun fiyatlara yansıması sonucunda satışların düşmesi, tahsilat ve nakit akış tablosundaki aksaklıklar neticesinde, ödemeler dengesinin bozulmasıdır.

Tabii bu gibi durumlarda, çok sevgili yöneticilerimizin ilk akıllarına gelen şeyler de genellikle; derhal reklam ve tanıtım bütçelerinin kısıtlanması, tahsilatların hızlandırılması, acil personel çıkartılması, izinlerin kaldırılması, maaş ve mesai ödemelerinin ertelenmesi, şeklinde oluyor.

Bunlar tamamen yanlış değil, mutlaka!.. Ama ilk yapılması gerekenler değil, demek istiyorum!

İyi bir yönetici olmanın ilk şartlarından biri; uz görüşlü olmak ve gelişmeleri öngörerek gerekli müdahaleleri zamanında yapmaktır. Başarılı yöneticiler sorunları çözmekten öte, o sorunların çıkmasını önlemek için çaba gösterirler. Bu çabaların önemi; özellikle elde olmayan iç ve dış kaynaklı sebeplerle oluşan, kriz durumlarında ortaya çıkar.

Sayın Prof. Dr. İsmet Barutçugil’in de bir yazısında belirttiği gibi, iş dünyasında; “Çoğu krizin yönetim hatalarından kaynaklandığı son derece açık olmakla beraber, yöneticilerin hatalarını kabul etmemeleri, kendileri dışında birçok neden gösterdikleri ve dış güçleri suçladıkları çok yaygın gözlenmektedir. Genellikle de en suçsuz olanlar günah keçisi seçildikten sonra birçok sanal ya da gerçek kişi ya da kuruluş en ağır sözlerle suçlanmakta veya kader, talih, şans, alın yazısı gibi ifadelerle ilahi güçlere atıfta bulunulmaktadır. Kriz durumlarında sorumluluğu dış güçlere ihale edip kendini kurtarma, daha çok orta çağ zihniyetine ve orta doğu kültürüne özgü bir davranış olmaktadır.

Krizler yaşandığında izlenmesi gereken en doğru davranış, kontrolü ve sorumluluğu ele alıp; planlı, sistemli, akılcı ve soğukkanlı bir biçimde gereken eylemleri yerine getirmektir. Başarılı kriz yönetimi; etkili iletişimi, koordinasyonu, kontrolü ve etkin liderliği gerektirir. Çoğu zaman kriz dönemlerinde insanların duyarlılıkları artar, duygusal tepkileri yoğunlaşır. Normal olağan dönemlerde anlayış gösterdikleri sözlere ve davranışlara çok daha sert tepkiler verebilirler.

Kriz döneminde yönetimin açık ve dürüst davranması, krizin insani boyutunu ekonomik ve teknik boyutlarından önde tutması, sorumluluklarından kaçmayarak saygınlığını ve de güvenilirliğini koruması her şeyden daha önemlidir. İyi yönetilmeyen krizlerin en büyük faturalarından biri insanların yönetime olan güvenlerini kaybetmeleridir. Saygınlığını kaybeden bir liderin ve yöneticilerin kriz sonrası dönemde işleri çok daha zor olacaktır.

Kriz yönetiminin başarısı, insanların gönlünü ve güvenini kazanmanın yanı sıra ekonomik, teknik, yasal, siyasal veya sosyal anlamda iyileştirmelere fırsat yaratmasıdır. Krizler aslında yöneticilerin başarısızlıklarının sonucudur ve arzu edilmezler, ancak son derece öğreticidirler”

Kriz durumları tüm şiddetiyle ortaya çıkmadan önce erken uyarı sinyalleri gönderir. Bu kriz
sinyalleri, yaklaşmakta olan krizin varlığı ve şiddeti ile ilgili bilgileri içermesinden dolayı, üst düzey yöneticilerin bu sinyallere karşı son derece duyarlı olmaları oldukça önemlidir.

Belirlenen kriz sinyalleri, kriz önleme ve korunma mekanizmalarını harekete geçirir ve de üst yönetim bu mekanizmalardan gelen bilgiler doğrultusunda, krizleri önlemeye yönelik olarak harekete geçmeleri gerekir!..

Bu bağlamda “Şirketlerde Kriz Yönetimi”nin ana ilkeleri;

- Durum analizi/değerlendirmesi ve swot analizi yapmak,

- Problemleri ve ihtiyaçları tanımlamak,

- Organizasyon şeması ve görev tanımlarıyla özel kriz yönetimi ekibi oluşturmak,

- Alternatif planlarla krizden çıkış yolları aramak,

- Riskleri paylaştırmak,

- Öz kaynaklara yönelmek,

- Nakit akış tablosunu gözden geçirmek,

- Tahsilatları hızlandırmak,

- Borçları yapılandırmak,

- Borçlanmaktan kaçınmak,

- Çekirdek kadroları korumak,

- İşlerin başında durmak,

- Dedikoduları önlemek,

- Şirket itibarını ve güven ortamını sarsıcı hamlelerden kaçınmak,

- Çalışanların motivasyonunu yükseltmek için çaba harcamak,

- Kurumsal eğitimlere önem vermek,

- Yeni kurumsal iletişim stratejileri oluşturmak,

- Farklı iş kollarına yönelmek,

- Pazar değişikliklerini dikkate almak,

- Yeni satış stratejileri geliştirmek,

- İhracata yönelmek,

- Devlet desteklerinden yararlanılabilecek projelerde yer almak... Şeklinde sıralanabilir!..

Bu şık’lar arasında “Çalışanların motivasyonunu yükseltmek için çaba harcamak” özel kriz yönetimlerinin en önemli sorunlarından biri. Aslında bu sadece kriz yönetiminin değil, tüm çalışma hayatımızın en önemli sorunu ve bu konunun öyle hemen uygulanabilecek basit bir çözümü yok. Öncelikle çalışanlar için neyin önemli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Eğer onlar için nelerin önemli olduğunu bilirsek işveren markası olmak adına çözüm yollarını üretebiliriz.

Ulusal çaplı anketlerden çıkan sonuçlara göre çalışanlar, kriz dönemleri de dahil her zaman;

- Kurumsal yönetişimin bir parçası olmayı,

- Özellikle kriz dönemlerindeki çabalarının değerlendirilmesini,

- Mümkün olduğunca karar mekanizmalarında yer almayı,

- Çabalarının sonucunda beğenilmeyi ve takdir edilmeyi,

- Yöneticilerle birlikte bir gelecek planlamayı,

- Adaletli bir İnsan Kaynakları ile 360” Performans sistemlerini,

- Her gelişmeyle ilgili bilgilendirilmeyi ve fikirlerine değer verilmesini,

- Kurumsal eğitimlerle kariyer yollarının açılmasını,

- Varsa dedikodu ve mobbing problemlerinin çözülmesini,

- En önemlisi tüm bu isteklerine saygı duyulmasını,

- Ve... Daha mutlu bir gelecek, istiyorlar!

Çok şey mi istiyorlar!.. :) Her zaman krizsiz dönemler ve güzel bir çalışma hayatı dileğiyle...

Sevgi ve saygılarımla

Ali Rıza DEĞER


Tüm makalelerimize BURADAN ulaşabilirsiniz.



PAYLAŞ :
ETİKETLER : , , ,

Linkedin

Facebook

Twitter

Sosyal Medya

Bizi sosyal mecralardan takip edin.